Apsiyon Blog / Duyuru

Devre Mülklerin Yasal Olarak Kiralanması: 7464 Sayılı Konutların Turizm Amacıyla Kiralanması Kanunu ve 2026 Güncel Danıştay Kararları

Ozan Özen
Ozan Özen
04 Eylül 2026
0 Dakika Ort. okuma süresi
aA
PAYLAŞ
Konu Başlıkları

Kat mülkiyeti hukuku ve tesis yönetimi alanında uzun yıllardır süregelen deneyimlerimiz bize gösteriyor ki gayrimenkul mevzuatında yapılan her yeni düzenleme, sahada yepyeni ve bazen öngörülemeyen sorunları beraberinde getiriyor.


Özellikle son iki yılda “Airbnb Yasası” olarak da bilinen 7464 sayılı Konutların Turizm Amacıyla Kiralanmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlüğe girmesiyle devre mülk sektöründe de adeta bir deprem yaşandı.


Dolayısıyla gayrimenkul sektöründe son iki yılın en hararetli tartışma konularından biri, 1 Ocak 2024’te yürürlüğe giren 7464 sayılı Kanun oldu.


7464 sayılı Kanun, başlangıçta konut mülkiyetine sahip bireysel yatırımcıları ve kısa süreli turizm amaçlı konut kiralama faaliyetlerini düzenlemeyi, günlük ve kısa süreli (100 günün altındaki) kiralamaları kayıt ve denetim altına almayı, yani klasik konutları hedeflemeyi amaçlarken Kültür ve Turizm Bakanlığının uygulamaları ve yayımladığı genelgeler neticesinde devre mülk sahiplerini de doğrudan etkileyen büyük bir sorun hâline geldi. Bu durum, kullanmadığı haftayı ya da dönemin tamamını kiraya vererek masraflarını çıkaran on binlerce devre mülk sahibini ciddi bir krizle baş başa bıraktı.

Söz konusu 7464 sayılı Kanun’un kabul edilmesiyle ilgili detayları Kasım 2023’te sizlerle aşağıdaki bağlantıda paylaşmıştık.


Konutlar Turizm Amaçlı Kısa Süreli Kiralanabilir Mi?


Hatta 2025 yılında yaşanan gelişmelerle ilgili olarak bu konuda aşağıdaki videoyu çektik. Yayın sırasına bağlı olarak sizlerle Ağustos 2026’da buluştu.


Devre Mülk Hakkı Başkasına Kiralanabilir Mi?


“Devre mülkümüz var, ancak artık rahatlıkla kiralamıyoruz.” cümlesini son iki yılda o kadar çok duyduk ki bu konuyu 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK), genelgeler, doktrin tartışmaları ve Danıştay’ın verdiği son emsal iptal kararları ışığında tüm detaylarıyla masaya yatırmak elzem oldu.



2026 Yılı İtibarıyla Devre Mülklerde Kısa Dönem Kiralama İşleyişi

Gayrimenkul sektöründe son dönemde yaşanan yasal düzenlemeler neticesinde, devre mülklerin kısa süreli (100 günden az) kiralanması faaliyetleri belirli standartlara ve kurumsal bir yapıya bağlanmıştır. 2026 yılı itibarıyla gelinen son noktada, bir devre mülk hak sahibinin veya tesis yönetiminin yasal olarak kısa dönem kiralama yapabilmesi için bireysel hareket etmesi mümkün değildir; sürecin tamamen organize ve merkezi bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir.


Aşağıda, 2026 yılı güncel mevzuatı ışığında devre mülk sahiplerinin ve yönetim şirketlerinin izlemesi gereken hukuki adımlar ve yerine getirmesi gereken zorunluluklar özetlenmiştir.


Devre Mülk Sahiplerinin Dikkatine: Yasal Olarak Kısa Dönem Kiralama Nasıl Yapılır? (Devre Mülk Hak Sahibi (Malik) İçin Gerekenler)

Devre mülk sahiplerinin “Artık rahatlıkla kiralamıyoruz.” isyanı, Danıştay 4. Dairesinin E. 2025/3041, K. 2026/336 sayılı iptal kararı ile bir nebze olsun dindi. Karar, devre mülklerin turizm amaçlı kiralama kanununa tabi olduğu gerçeğini değiştirmese de mülkiyet hakkını fiilen yok eden imkânsız bürokratik engeli (tüm maliklerden muvafakat alma zorunluluğunu) ortadan kaldırmıştır.


Ancak bu karar, devre mülklerin turizm kiralama mevzuatının tamamen dışında olduğu anlamına gelmemektedir. İzin belgesi alma zorunluluğu baki kalmıştır.


Devre mülkünü kısa süreli olarak kiraya vermek isteyen bir hak sahibinin bilmesi ve gelecekte ağır para cezalarıyla karşılaşmadan yasal bir şekilde kiralama yapmak için uygulaması gereken temel kural ve adımlar şunlardır:


  • Bireysel Başvuru Yasağı: Bireysel bir devre mülk sahibi, tek başına e-Devlet veya farklı bir kanal üzerinden kendi devresi için “Turizm Amaçlı Kiralama İzin Belgesi” başvurusu yapamaz. İzin belgesi alma ve kiralama sürecini yürütme yetkisi tamamen tesisin bağlı olduğu kurumsal yönetim şirketine (devre mülk yönetimi/devre mülk işletme şirketi) aittir.


  • Yönetim Planı Kontrolü: Kiralama yapılmadan önce devre mülkün tapu kütüğünün beyanlar hanesinde yer alan yönetim planı ve devre mülk sözleşmesi incelenmelidir. Bu belgelerde kısa süreli kiralamayı kesin olarak yasaklayan bir hüküm bulunmamalıdır.


  • Yönetim Kurulunun ve Genel Kurulun Harekete Geçirilmesi: Tesis yönetimini veya derneğinizi Kat Malikleri Kurulunu toplamaya davet edin. Eğer ihtiyaç varsa yönetim planında gerekli değişikliklerin yapılarak profesyonel bir yönetim şirketine kiralama yetkisi verilmesini sağlayın.


  • Toplu İzin Belgesi Alınmasını Sağlayın: Devre mülk yönetim şirketinin, tesis adına Temmuz 2024 yönetmelik kurallarına uygun olarak Kültür ve Turizm Bakanlığından Turizm Amaçlı Kiralama İzin Belgesi almasını talep edin.


  • Kurumsal Şemsiye Altında Kiralama: Hak sahibi, kendi kullanım dönemini kiraya vermek istediğinde bu işlemi ancak yetkilendirilmiş Profesyonel Tesis Yönetim Şirketinin/Devre Mülk Yönetiminin/Devre Mülk İşletme Şirketinin Bakanlıktan aldığı “toplu izin belgesi” şemsiyesi altında ve yasal sınırlar (konaklama vergisi, kimlik bildirimi vb.) çerçevesinde gerçekleştirebilir.


  • Komisyon ve Hizmet Bedeli Şeffaflığı Talebi: Sahada sıkça karşılaşılan bir durum olarak yönetim veya işletme şirketleri, kiralama faaliyetlerinden %10 ile %30 arasında komisyon talep edebilmekte, bu bedellerin üzerine KDV yansıtabilmekte veya hak sahibinin kendi bulduğu kiracı için dahi kesinti yapabilmektedir. Hak sahipleri, yönetim kurullarından bu gelirlerin şeffaf bir şekilde tüm maliklerin geliri olarak kaydedilmesini ve yıl sonu bilançolarında hesap verilmesini talep etmelidir.

  • Vergisel Yükümlülüklerinizi İhmal Etmeyin: Kiralama faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin beyan edilmesi, konaklama vergisi gibi yasal vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmesi hususunda yönetim şirketinizin uzman mali müşavirlerle çalışmasını sağlayın. Şahsınıza gelen kira bedellerini gelir vergisi beyanınızda gösterin.



Devre Mülk Tesis Yönetimleri İçin Turizm Amaçlı Kiralama İzin Belgesi Alma Rehberi (Devre Mülk Yönetimi ve İşletme Şirketi İçin Gerekenler)

Devre mülk yatırımlarınızın değerini korumak, yasalara uyumlu ve profesyonel bir yönetimle mümkündür. Unutmayın; doğru bilgi, yasal güvencenizdir!


Güncel durumda devre mülk yöneticilerine ve hak sahiplerine düşen en büyük görev; tesisin Kat Malikleri Kurulunu toplayarak, devre mülk sözleşmeleri ve yönetim planları doğrultusunda devre mülk yönetimini, vergi ve Katma Değer Vergisine tabi işlemler için ise bir dernek iktisadi işletmesini veya Profesyonel Tesis Yönetim Şirketlerini yetkilendirmektir.


Yönetim şirketleri, tesis adına “Turizm Amaçlı Kiralama İzin Belgesi”ni alarak devre mülk sahiplerinin dönemlerini yasal sınırlar ve vergi mevzuatı (konaklama vergisi vb.) çerçevesinde kiralamalarına olanak sağlayacak bir operasyonel sistem kurmalıdır.


Tesisin yasal olarak kiralamalara açık hâle gelmesi için devre mülk yönetiminin atması gereken adımlar ise çok daha kapsamlıdır:


  • Kat Malikleri Kurulu Kararı (Yetkilendirme): Tesisin turizm amaçlı kiraya verilebilmesi için öncelikle Kat Malikleri Kurulunun (veya müstakil yapılarda ortak maliklerin) toplanması şarttır. Bu toplantıda, konutun kısa süreli kiralamaya uygun olduğuna dair karar alınmalı ve bu süreci yönetmek üzere profesyonel bir yönetim şirketi yetkilendirilmelidir. Bu karar, toplantıya katılan malik veya vekillerinin oy çokluğu ile alınır; standart konutlardaki gibi tüm apartmanın oy birliği şartı aranmaz.


  • Muafiyetlerin Kullanımı: Devre mülkler, yüksek nitelikli konutlar (rezidanslar) ile aynı statüde değerlendirilir. Bu nedenle, standart apartmanlarda aranan “%25 sınırı” (bir binadaki bağımsız bölümlerin en fazla dörtte birinin aynı kişi tarafından kiralanabilmesi kuralı) devre mülk tesislerinde uygulanmaz.


  • Toplu İzin Belgesi Başvurusu: Yetkilendirilen yönetim şirketi, devre mülk tesisi adına tek bir izin belgesi almak zorundadır. Başvuru esnasında Kültür ve Turizm Bakanlığına şu belgelerin sunulması zorunludur:

  • Devre mülk veya yönetim sözleşmesi.
  • İmar durum belgesi örneği (Parselin turizm kullanımına ayrıldığının tespiti hâlinde, müktesep haklar için ilgili belediyeden alınacak özel yazı).
  • Yönetim şirketinin kiralama işlemleri için yetkilendirildiğini gösteren Kat Malikleri Kurulu kararının noter onaylı örneği.



Yeni Sistemin Pratik İşleyişi

Bu yasal düzenleme ve Danıştay kararı sonrasında bireysel devre mülk sahiplerinin muvafakat toplama çilesi tamamen sona ermiştir. Artık süreç şu şekilde işlemektedir:


  • Bireysel olarak Ahmet Bey veya Ayşe Hanım, tek başına e-Devlet üzerinden kendi devresi için izin belgesi başvurusu yapamaz.


  • Tesisin Kat Malikleri Kurulu (veya ortak malikler) toplanarak tesisin turizm amaçlı kiraya verilebileceğine karar verir ve bu konuda profesyonel site yönetimini veya bir yönetim şirketini yetkilendirir. Bu karar, toplantıya katılan malik veya vekillerinin (ya da bağımsız bölüm temsilcilerinin) oy çokluğu ile alınır. Yönetici seçimindeki gibi nitelikli çoğunluk aranmaz.


  • Yetkilendirilen yönetim şirketi, gerekli belgelerle (imar durumu, yönetim planı, Kat Malikleri Kurulu kararı) Bakanlığa başvurarak tesis/blok adına tek bir toplu izin belgesi alır.


  • Devre mülk sahipleri, bu toplu izin belgesi şemsiyesi altında kendi dönemlerini yasal olarak, ceza riski olmadan kiralayabilirler.


Buraya da bir eleştiri getirmek gerekecektir.

Kiralama izin belgesi, devre mülk yönetimi ya da devre mülkü işleten profesyonel yönetim şirketi tarafından başvuru yapılarak temin edildikten sonra, devre mülk yönetimi ya da şirket olağan yönetim ve işletme işleri dışında herhangi bir ilave hizmet vermese dahi;

  • mülk sahiplerinden kiralama bedelinin %10-%30’u gibi fahiş bir komisyon hizmet bedeli talep ettiği ve bunu zorunlu tuttuğu,
  • bu komisyon bedellerine ilave KDV yansıttığı,
  • bu bedelleri toplam kiralama bedelinden düştüğü,
  • devre mülk hakkı sahibinin 1. derece yakınları (eşi, çocuğu, annesi, babası, kardeşi) hariç tüm bedelsiz faydalandırmalarına kendi belirlediği bir kira emsali yansıttığı,
  • bu kesintileri kiralamaya aracı olmasa dahi, yani hak sahibi kendi kiracısını kendi bulsa dahi yaptığı,
  • kira ödemelerini devre mülk hakkı sahibinin hesabına değil, devre mülk yönetimi ya da işletme şirketi hesabına kabul ettiği tarafımıza iletilebilmektedir.


Tabii ki vergilendirme ve hesap verebilme önemlidir. Ancak keyfî, hizmet olmaksızın fahiş komisyon ve hizmet bedelleri alınması da devre mülk sektöründeki hak sahiplerinin mağdur edilmeye devam edilmesi anlamına gelmektedir.


Önemli olan, bu hizmet ve komisyon bedellerinin yine tüm hak sahiplerinin geliri olması gerektiğidir. Devre mülk yönetimleri, yıl sonlarında hesap verirken bu gelirleri de tüm hak sahiplerinin geliri olarak belirtmelidir.


Kısa Dönem Kiralama İhlallerinde Cezalar Nelerdir?

7464 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat, kayıt dışı turizm faaliyetlerini engellemek adına son derece ağır yaptırımlar öngörmektedir.


Güncel Kısa Dönem Kiralama Para Cezaları (2024-2026 Gelişimi)

Aşağıda belirtilen baz idari para cezaları, Kanun’un yürürlüğe girdiği 2024 yılına ait olup kısa dönem kiralama cezası her yıl yeniden değerleme oranında artmaktadır.


  • İlk Tespit: İzin belgesi bulunmaksızın konutunu (veya yasal izin sistemi dışındaki devre mülkünü) turizm amaçlı kısa süreli kiraya veren kişilere, kiralama yapılan her bir konut/dönem için 100.000 TL (2024 yılı değeri) idari para cezası uygulanır. 2026 yılı itibarıyla bu ceza tutarı 180.618 TL seviyesine kadar uygulanabilmektedir.


  • Giderme Süresi: Ceza uygulanan kişiye, izin belgesi alarak faaliyette bulunabilmesi için 15 gün süre verilir.


  • İkinci Tespit (Süre Sonunda Devam Edilmesi): 15 günlük süre sonunda izin belgesi alınmadan kiralama faaliyetine devam edildiğinin tespiti hâlinde 500.000 TL idari para cezası (2024 yılı değeri) kesilir. Yeniden 15 gün süre tanınır. 2026 yılı itibarıyla bu ceza tutarı 903.089 TL seviyesine kadar kademeli olarak uygulanabilmektedir.


  • Üçüncü Tespit: Faaliyetin hâlen izinsiz sürdürülmesi durumunda ceza 1.000.000 TL’ye kadar (2024 yılı değeri) çıkmaktadır. 2026 yılı itibarıyla bu ceza tutarı 1.806.178 TL seviyesine kadar kademeli olarak uygulanabilmektedir.


  • Aracılık Edenlere Ceza: İzin belgesi bulunmadığı hâlde kiralamaya aracılık eden emlak acenteleri, ilan siteleri ve dijital platformlara da kiralama başına; elektronik ortamda tanıtım, pazarlama veya ilan yapanlara/aracılık edenlere ise her bir ilan için ayrı ayrı 100.000 TL idari para cezası (2024 yılı değeri) uygulanır. 2026 yılı itibarıyla bu ceza tutarı her ilan başına 180.618 TL seviyesine kadar uygulanabilmektedir.

İzinsiz Kiralamalara Karşı Şikâyet Yolları

Apartmanlarda, sitelerde, rezidanslarda veya devre mülk sitelerinde izinsiz kısa süreli kiralamalardan rahatsız olan kat malikleri şu yasal yollara başvurabilirler:


  • Kültür ve Turizm Bakanlığı İhbar Hattı (ALO 176): Yetkisiz ve plaketsiz kiralama yapan konutlar doğrudan ALO 176 hattına ihbar edilebilir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü denetmenleri adrese gelerek fiilî tespit yapar.
  • CİMER Başvurusu: Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Vergi Dairesine hem kayıtsız/izinsiz faaliyet hem de vergi kaçakçılığı yönünden detaylı şikâyet iletilebilir.
  • KMK Madde 33 Uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi Davası (“Hâkimin Müdahalesi”): Sitede huzuru bozan, yönetim planına veya genel kurul kararlarına aykırı olarak izinsiz kısa süreli kiralama yapan komşulara karşı Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir. Mahkeme kararına uymayan maliklerin mülklerinin KMK çerçevesinde icra yoluyla satışına kadar giden süreçler tetiklenebilir. Hukuken mümkün olmasına rağmen devre mülklerde sürecin zorluğunu da ifade etmek gerekir.


Kısa Dönem Kiralamalarda Polisin ve Jandarmanın Yetki Sınırı

Önemli bir pratik detay olarak, komşuların doğrudan polise veya jandarmaya giderek “Yan dairede günübirlik kiracı var, bunu hemen tahliye edin/mühürleyin.” talepleri kolluk kuvvetleri tarafından doğrudan yerine getirilemez.


Polisin izinsiz kiralamalara anında müdahale edip mühürleme yetkisi (kamu güvenliği veya asayiş suçu gibi istisnai durumlar hariç) yoktur. Çünkü izinsiz devre mülk günlük kiralama adli bir suç değil, idari ve hukuki bir kabahattir.


Kolluk kuvvetleri sadece kimlik bildirim sistemi (KABİS) yönünden denetim yapabilir; mühürleme ve idari para cezası kesme yetkisi ise İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri ile mülki amirliklere (kaymakamlık/valilik) aittir.



Tesis Yönetiminde Yeni Dönem: Dijitalleşme ve Apsiyon’un Rolü

Türkiye’deki tesis yönetim sektörünün geldiği noktada, hukuki ve operasyonel süreçlerin dijitalleşmesi kaçınılmazdır. Özellikle devre mülkler ve termal tatil köyleri gibi binlerce malikin bulunduğu devasa yapılarda kurumsal ve şeffaf bir yönetim zorunlu hâle gelmektedir.


İşte bu noktada Apsiyon gibi Proptech (gayrimenkul teknolojileri) yazılımları devreye girmektedir. Apsiyon; site, apartman ve devre mülk yöneticilerinin operasyonel süreçlerini kolaylaştıran, kat maliklerinin ise şeffaf bir şekilde bilgi edinmesini sağlayan bir dijital yönetim altyapısı sunmaktadır.


Apsiyon’un sunduğu kolaylıklar:


  • Kararların Şeffaf Takibi: Kat Malikleri Kurulu kararlarının, yönetim planlarının ve revizyonlarının tüm maliklerle dijital ortamda şeffaf şekilde paylaşılmasını sağlar.
  • Finansal Yönetim: Maliklerin aidat, bakım masrafları ve kiralama gelirlerini anlık olarak mobil uygulama üzerinden takip etmelerine imkân tanır.
  • Hesap Verebilirlik ve Şeffaflık: İşletme projesinin yapılmasından kabulüne, gelir ve giderlerin anlık takibinden dönem sonu hesap vermeye kadar pek çok alanda kolaylık sağlamaktadır.
  • İletişim ve Duyurular: Yönetim şirketinin aldığı kararlar, Bakanlık izin belgesi süreçleri ve kiralama kuralları Apsiyon üzerinden tüm dönem sahiplerine anında duyurulabilir.

Unutmayın, doğru bilgi ve profesyonel yönetim, gayrimenkulünüzün değerini koruyan en önemli kalkanınızdır.



Devre Mülk Nedir? Kat Mülkiyeti Kanunu Çerçevesinde İnceleme

Devre mülk hakkı, hukuki niteliği itibarıyla sıradan bir konut sahipliğinden veya kiracılıktan çok daha farklı, kendine özgü (sui generis) kuralları olan bir haktır.


Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 57 Tanımı

Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (KMK) 57. maddesi devre mülkü şu şekilde tanımlar:


“Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade hakkı, müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı olarak kurulabilir. Bu hakka devre mülk hakkı denir.”


Kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, devre mülk, tapu sicilinde salt bir mesken mülkiyeti değil, müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkıdır.


Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 58. Maddesi


KMK madde 58’e göre devre mülk hakkı, ancak mesken nitelikli, kat mülkiyetine veya kat irtifakına çevrilmiş yahut müstakil yapılarda kurulabilir.


Bu tanımdan hareketle devre mülk hakkının temel özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:


  • Mesken Niteliği: Devre mülk hakkı ancak mesken (konut) nitelikli, kat mülkiyetine veya kat irtifakına çevrilmiş yahut müstakil yapılarda kurulabilir (KMK m. 58/2). İş yerleri veya ticari dükkânlar üzerinde devre mülk kurulması hukuken mümkün değildir.
  • Müşterek Mülkiyet Payına Bağlı İrtifak Hakkı: Devre mülk, bağımsız bir mülkiyet türü olmayıp taşınmazın müşterek mülkiyet payına sıkı sıkıya bağlı bir irtifak hakkıdır. Bu yönüyle sahibine doğrudan doğruya ayni hak koruması ve tasarruf yetkisi bahşeder.
  • Devir ve Temlik Kabiliyeti: Devre mülk hakkı, bağlı olduğu müşterek mülkiyet payına bağlı olarak başkalarına devredilebilir, satılabilir, mirasçılara geçebilir ve üzerinde bu hakla bağdaşan ayni haklar tesis edilebilir (KMK m. 58/3).
  • Zaman Dilimlerine Ayrılma: Devre mülk hakkının yılın belirli dönemlerine ayrılması ve bu dönemlerin 7 günden az olmaması yasal bir zorunluluktur (KMK m. 59/1).


KMK Madde 59 ve Kullanım Hakkının Devri (Kiralama Özgürlüğü)

Devre mülk sahiplerini ve kiralama pazarını asıl yakından ilgilendiren husus ise Kat Mülkiyeti Kanunu madde 59’da düzenlenmiştir.


Bu maddeye göre; “Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa devre mülk hakkı sahibi bu hakkın kullanımını başkalarına bırakabilir.”


Yıllar boyunca devre mülk sahipleri, kanunun kendilerine tanıdığı bu açık ve net yetkiye dayanarak kendi kullanım dönemlerine isabet eden zaman dilimlerini bedelli (kira sözleşmesiyle) ya da bedelsiz (kullanma ödüncü - ariyet sözleşmesiyle) üçüncü kişilere, akrabalarına ve arkadaşlarına devretmişlerdir. Bu işlem, tamamen yasal bir zemin üzerinde, mülkiyet hakkının ve paya bağlı irtifak hakkının doğal bir sonucu olarak gerçekleşmekteydi.


Devre Mülklerin Kiralanmasına İlişkin Kısa Tarihsel Kronoloji ve Hukuki Karşılaştırma Tablosu


Sürecin başından itibaren yaşanan gelişmeleri kronolojik olarak ve dava detaylarıyla görmek, konunun nereye evrildiğini anlamak açısından kritik önem taşımaktadır.


Tarih Gelişme / Yasal Karar Hukuki Sonuç ve Etkileri Kaynak / Mevzuat
02 Kasım 2023 7464 Sayılı Kanun’un Kabulü Konutların 100 günden kısa süreli turizm amaçlı kiralanması izne bağlandı. 7464 s. Kanun
28 Aralık 2023 İlk Uygulama Yönetmeliği İzin belgesi başvurularında binadaki tüm kat maliklerinin oy birliği şartı getirildi. Yönetmelik (R.G. 32413)
01 Ocak 2024 Kanun ve Yönetmeliğin Yürürlüğü Türkiye genelinde izinsiz kısa dönem kiralama faaliyetleri yasaklandı, cezalar başladı. 7464 s. Kanun / Yönetmelik
22 Şubat 2024 2024/2 Sayılı Bakanlık Genelgesi Devre mülkler kapsama alındı. Blok genelindeki tüm maliklerden muvafakat toplama şartı getirildi. Genelge m. 7/7
26 Temmuz 2024 Yönetmelikte Devre Mülk Revizyonu Devre mülkler için oy birliği şartı kaldırıldı. İzin yetkisi yönetim şirketlerine devredildi. Yönetmelik Değişikliği
02-03 Ekim 2024 Danıştay 4. Dairesi Ret Kararları Genelgeye karşı açılan ilk iptal davaları “süre aşımı” gerekçesiyle esasa girilmeden reddedildi. Esas 2024/2405, 2024/2454
20 Mart 2025 Danıştay İDDK Temyiz Kararları “Öğrenme tarihi (ıttıla)” ilkesiyle süre aşımı kararları bozuldu, esastan inceleme yolu açıldı. E. 2025/52, E. 2025/99
04 Şubat 2026 Danıştay 4. Dairesi Nihai Kararı Devre mülk sahiplerinin blok maliklerinden muvafakat toplama zorunluluğu İPTAL EDİLMİŞTİR. E. 2025/3041, K. 2026/336


7464 Sayılı Airbnb Kanunu ve Kısa Dönem Kiralama Şoku

02/11/2023 tarih ve 32357 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve 01/01/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7464 sayılı Kanun, konutların gerçek ve tüzel kişilere turizm amaçlı kiralanmasına ilişkin usul ve esasları baştan aşağı yeniden belirledi.


Kanun’un 1. maddesi, tek seferde 100 günden fazla süreli yapılan kiralamaları kapsam dışı bırakarak doğrudan kısa süreli konaklamaları hedef aldı. Kanun’un 3. maddesi, konutların turizm amaçlı kiralanabilmesi için sözleşme yapılmadan önce izin belgesi alınmasını zorunlu kıldı ve Bakanlıkça belirlenen plaketin konut girişine asılmasını emretti.


7464 Sayılı Kanunun (“Devre Mülk Airbnb Yasası”) Temel Amacı ve Kapsamı

Kanun kapsamında:

  • 100 Gün Sınırı: Tek seferde 100 gün veya daha kısa süreli yapılan tüm kiralamalar “turizm amaçlı kısa süreli kiralama” olarak tanımlanmış ve Kanun kapsamına alınmıştır. 100 günü aşan kiralamalar ise bu Kanun’un kapsamı dışındadır.
  • İzin Belgesi Zorunluluğu: Konutların turizm amaçlı kiralanabilmesi için kiralama sözleşmesi yapılmadan önce Kültür ve Turizm Bakanlığından izin belgesi alınması zorunlu kılınmıştır (7464 s. K. m. 3/1).
  • Plaket Asılması: İzin belgesi alınan konutların girişine, Bakanlıkça nitelikleri belirlenen bir plaket asılması mecburi hâle getirilmiştir (7464 s. K. m. 3/1).


Devre Mülkler “Konut” Sayılır mı? Kanun Devre Mülkleri Kapsıyor Muydu?

Yasanın çıkış sürecinde en büyük hukuki tartışma, devre mülklerin bu yasa kapsamındaki “konut” tanımına girip girmediği noktasında kilitlendi.


7464 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde konut şöyle tanımlanmıştır:


“Konut: Tapu sicilinde konut amaçlı kayıtlı olan veya üzerinde konut amaçlı kat irtifakı ya da kat mülkiyeti bulunan her türlü bağımsız bölümü ifade eder.”


Kanun metninde “devre mülk” ibaresi açıkça geçmese de devre mülklerin de mesken (konut) nitelikli yapılarda kurulması zorunluluğu (KMK m. 58) nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı, devre mülkleri de bu Kanun kapsamında değerlendirme eğilimine girmiş oldu.


Kültür ve Turizm Bakanlığı, devre mülk hakkının ancak mesken (konut) nitelikli taşınmazlar üzerinde kurulabileceği yasal zorunluluğundan yola çıkarak devre mülk sahiplerinin kiralama faaliyetlerini de doğrudan 7464 sayılı Kanun kapsamında değerlendirdi.


Devre Mülkümüz Var. Artık Rahatlıkla Kiralamıyoruz: Hukuki Süreç, Yönetmelikler ve Danıştay Kararları

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (KMK) 57. maddesi ve devamında düzenlenen devre mülk hakkı, paya bağlı bir irtifak hakkıdır ve Kanun (KMK m. 59), sözleşmede aksi yoksa malikine bu hakkı başkasına devretme/kiralama yetkisi verir. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığının yayımladığı 2024/2 sayılı Genelge’nin 7. maddesi, devre mülkünü kiralamak isteyen bir vatandaşın “devre mülk hakkı olan bağımsız bölümün diğer dönemlerinin tapu sahiplerinden ve hatta aynı bloktaki tüm daire maliklerinden, dolayısıyla tüm bağımsız bölümlerin tüm dönem sahiplerinden muvafakat almasını” şart koştu. Yüzlerce, hatta binlerce kişinin ortak olduğu tesislerde bu onayı almak fiilen imkânsız hâle geldi.


Geleneksel konut sahiplerinin yaşadığı sorun zaten Kanun’da açık hâldedir. Ancak bu soruna, yıllardır devre mülk hakkına ilişkin tatil hakkını kullanamadığı dönemlerde devresini kiraya vererek yüksek ve fahiş olarak belirlenmiş olan aidatını (*) çıkaran veya ek gelir elde eden devre mülk sahipleri de aynı Kanun ile kendilerini büyük bir hukuki çıkmazın içinde buldular.


On binlerce devre mülk hakkı sahibi vatandaş, 2024 ve 2025 yıllarında kendilerini bir anda, özellikle devre mülk işletmecilerinin ve buraları yöneten yönetim ve otel işletmelerinin ilçe kaymakamlıklarına yaptıkları ihbarlar ile ağır idari para cezalarıyla ve yerine getirilmesi fiilen imkânsız bürokratik engellerle karşı karşıya buldular.


Şu son iki paragrafı yazarken dahi yüz binlerce devre mülk hakkı sahibi olan halka yapılan iki önemli hak ihlalini belirtmiş oldum. Devre mülklerde, kanuna uygun olsa da hakkaniyete aykırı iki önemli husus vardır. Bunlardan birisi devre mülklerin yönetimine, diğeri de devre mülkün işletmesine ilişkin olan, çözümü kanun ve dava yolu ile çok zor olan sorunlar yumağıdır. Bunlar bir başka incelemenin konusudur.


Neyse ki 2024 ve 2025 yıllarında kesilen cezaların çok büyük bir bölümü itirazlar ile iptal edildi.

2024 ve 2025 yıllarında sahadan yükselen çığlık tek bir cümlede özetleniyordu:


“Devre mülkümüz var, ancak artık rahatlıkla kiralamıyoruz!”


Kültür ve Turizm Bakanlığının yayımladığı 2024/2 sayılı Genelge’deki ölçüsüz şart, hak sahipleri tarafından Danıştay’a taşındı. İdare mahkemelerinde başlangıçta “dava açma süresinin geçtiği” gerekçesiyle ret kararları verilse de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), vatandaşın bu ağır şartları uygulandığında (yani ıttıla tarihinde) öğrendiğini kabul ederek davaların önünü açtı.


Nihayetinde Danıştay 4. Dairesi, 4 Şubat 2026 tarihli (E. 2025/3041, K. 2026/336) kararıyla beklenen emsal içtihadı yarattı (Danıştay iptal kararı devre mülk). Mahkeme; devre mülklerin konut (mesken) nitelikli bağımsız bölümlerde kurulması sebebiyle 7464 sayılı Kanun (Turizm Amaçlı Kiralama Yasası) kapsamında olduğuna, yani izin belgesi alınmasının zorunlu olduğuna karar verdi. Ancak devre mülk sahibinin kiraya verebilmesi için bloktaki tüm maliklerden muvafakat alma zorunluluğunu, “mülkiyet hakkına aşırı yük getirdiği ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu” gerekçesiyle açıkça İPTAL ETTİ.



Kriz Noktası: Kültür ve Turizm Bakanlığının 2024/2 Sayılı Genelgesi: “Devre Mülk Sahiplerine Getirilen Ağır Şartlar”

Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek üzere 28/12/2023 tarihinde “Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Faaliyetlerinin Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik” (Yönetmelik) yayımlandı.


Ancak asıl krizi başlatan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünün 81 il valiliğine gönderdiği 22/02/2024 tarih ve 2024/2 sayılı Genelge oldu. Genelge, uygulamadaki tereddütleri gidermeyi amaçlıyordu ancak bu Genelge’nin 7. fıkrasının 7. bendi, devre mülk kiralama pazarını tamamen kilitleyen ve hukuki uyuşmazlıkların fitilini ateşleyen şu düzenlemeyi içeriyordu:


Bu Genelge’nin 7. fıkrasının 7. bendinde şu ifadelere yer verildi: “634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca, tapu kütüğünün beyanlar hanesine eklenen devre mülk sözleşmesi doğrultusunda devre mülk pay sahibi olan devre tatilciler, kendilerine ait dairelerini taahhüt edilen süreler içerisinde turizm amaçlı kısa süreli kiralayabilir. Ancak, devre mülklerde, devre mülk/devre tatilciler tarafından turizm amaçlı kısa süreli kiralama yapılabilmesi için izin belgesi alınması zorunlu olup bu konuda herhangi bir istisna bulunmamaktadır. Tapulu dönemini kiraya vermek isteyen kişi, diğer dönemlerin tapu sahiplerinden ve aynı blokta birden fazla daire varsa onların tamamından muvafakat alarak başvuru yapmalıdır.”



Sahadaki Gerçeklikten Kopuk “Muvafakat” Çıkmazı


Bu düzenleme, sahadaki gerçeklikten tamamen kopuk, devre mülk projelerinin ve devre tatil sistemlerinin operasyonel ve fiilî yapısıyla taban tabana zıt ve uygulanması imkânsızdı.


Bir devre mülk tesisindeki tipik bir daireyi (bağımsız bölümü) göz önüne getirelim:

Düşünün ki bir devre mülk tesisinde aynı bağımsız bölümün 24 farklı mülk sahibi var ya da 52 farklı kişinin haftalık 40-49 yıllık devre tatil sözleşmesi var.


  • Örnek 1: Bir bağımsız bölümün 15’er günlük dönemler hâlinde toplam 24 farklı tapu sahibi (maliki) bulunmaktadır. Genelgeye göre, bu dairede sadece kendi iki haftalık (14 günlük) devre mülk döneminde kiralama yapmak isteyen devre mülk sahibi; dönemini iki haftalık, haftalık ya da günlük seçimlerle, fark etmeksizin kiralamak için aynı dairenin ortağı olan diğer 23 devre mülk sahibinden tek tek muvafakat almak zorundaydı. Hatta bu 23 ortaktan alınan muvafakatname yetmeyecek, üstüne üstlük aynı blokta başka daireler (bağımsız bölümler) varsa o dairelerdeki yüzlerce, hatta belki de binlerce devre mülk sahibinden de aynı şekilde onay (muvafakatname) alacaktı. Bu muvafakatnamenin noter onaylı olup olmaması ise aslında muallaktı.

  • Örnek 2: Yılın 52 haftası üzerinden kiralaması yapılan bir devre tatil projesinde, tek bir daireye bağlı geçici ve süreli 52 farklı hak sahibi bulunmaktadır. Bir haftalık devre mülk kiracısı, kendi haftasını kiralamak için aynı daireyi paylaşan diğer 51 devre tatil kiracısından tek tek noter onaylı muvafakatname alacak (bu da aslında muallaktı), üstüne üstlük aynı blokta başka daireler varsa o dairelerdeki yüzlerce ve belki de binlerce devre mülk kiracısından ya da bu bağımsız bölümlerin mülk sahiplerinden onay alacaktı.

  • Örnek 3: Blok Genelindeki İmkânsızlık: Konu yukarıdaki örnekler arasında boğulmasın. Kiralama yapılmak istenen dairenin bulunduğu blokta birden fazla daire varsa ki genellikle öyledir, yazlık devre mülklerde yatay mimarideki genellikle 2 katlı bloklarda 15-30 daire vardır. Kışlık veya termal tesislerde ise devasa şekilde 5-10 katlı tesislerde bazen 100-300 oda olabilmektedir. Kısa bir matematik hesabıyla tüm dairelerin/odaların tüm dönem sahiplerinden (yani yüzlerce, bazen binlerce kişiden) tek tek muvafakat alınması söz konusu idi.

Hayatlarında birbirini hiç görmemiş, Türkiye’nin ve hatta dünyanın dört bir yanına dağılmış yüzlerce ve binlerce devre mülk hakkı olan tapu sahibine ulaşıp onlardan noter onaylı muvafakatname toplamak fiilen ve hukuken imkânsızdı.

Bu düzenleme, pratikte devre mülk sahiplerine “Kiralama yapmanız yasaktır," demenin bürokratik ve dolambaçlı bir yoluydu.

Hatta aslında söz konusu Kanun, Yönetmelik ve Genelge Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülünce, sürecin otel ve turizm işletmesi sahiplerinin yararına olacak şekilde bir lobi tarafından yürütüldüğü, ülkedeki halkın da nispeten daha ucuz tatil imkânının ortadan kaldırıldığı, özellikle termal ve sağlık tesislerinin sayıca fazla devre mülk olarak kurulduğu da dikkate alınarak bu tür konaklamaların bedellerinin artırılmasıyla birden fazla işletmeciye daha fazla gelir sağlanmasının amaçlandığı yönünde dedikodular da yayılıyordu.


Doktrindeki Görüşler ve Mülkiyet Hakkı İhlali Tartışmaları

Genelgenin yayımlanmasıyla birlikte hukuk dünyasında çok sert tartışmalar başladı. Akademisyenler, saygın medeni hukukçular, doktrin temsilcileri ve uygulayıcılar, idarenin genelge ile mülkiyet hakkını sınırlandıramayacağını yüksek sesle dile getirdiler.


Prof. Dr. E. Saba Özmen gibi otoriteler, devre mülk hakkının 7464 sayılı Kanun kapsamına alınmasının Anayasa’ya ve mülkiyet hakkına aykırı olduğunu savundular.


Kaldı ki devre mülk, klasik anlamda bir konut mülkiyeti değil, yani “konut” olmaktan ziyade paya bağlı bir irtifak hakkı idi ve irtifak hakkının temelinde yatan kullanım hakkı ise doğrudan bir “konut” olarak nitelendirilemezdi. Mülkiyet hakkının sahibine sunduğu kullanım yetkisinin bu derece daraltılması, mülkiyetin özüne ve Anayasa’nın 35. maddesine açıkça aykırılık teşkil etmekte idi.


Yine bu hakkın devri (kiralanması), KMK’nin 59. maddesi gereği hak sahibine tanınmış mutlak bir yetkiydi. Bu yetkinin, devre mülklerin devasa yapısı içinde oy birliği veya muvafakat gibi imkânsız şartlara bağlanması, Medeni Kanun’un 683. maddesindeki tasarruf yetkisini ve Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkını temelinden sarsmaktaydı.


Ayrıca bir devre mülk sahibinin kendi döneminde dairesine akrabasını mı gönderdiği, yoksa kısa süreli kiracı mı aldığı (ariyet vs. kira) fiilen ayırt edilemeyecek bir durumdu.



Mülkiyet Hakkının İhlali (Anayasa m. 35 ve TMK m. 683)



Anayasa’nın 35. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına alır ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini hükme bağlar. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi de malike, hukuk düzeninin sınırları içinde mülkü üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi tanır.


Doktrinde savunulan temel tezler şunlardı:

  • Normlar Hiyerarşisi İhlali: İdare, Kanun’da (7464 sayılı Kanun) yer almayan ağır muvafakat şartlarını alt derece bir düzenleyici işlem olan genelge ile ihdas edemez. Bu durum, normlar hiyerarşisine açıkça aykırıdır.


  • Ölçüsüz Sınırlama: Getirilen muvafakat şartı, hakkın özüne dokunmakta ve devre mülk sahiplerinin kullanım haklarını kiraya vererek değerlendirmelerini tamamen imkânsız kılmaktadır. Bu yönüyle ölçülülük ilkesine aykırıdır.


  • Kiralama ile Ariyet (Kullanma Ödüncü) Ayrımı Yapılamaması: Yazlık bölgelerdeki devre mülklerine akrabalarını, dostlarını gönderen maliklerin bu eylemleri ile ticari kiralamalar arasındaki sınırın idari olarak denetlenmesi imkânsızdır. İdarenin her konuk gönderimini şüpheli kiralama gibi görerek cezalandırma eğilimi, hukuki güvenlik ilkesini zedeler.



Yargı Süreci: İptal Davaları ve Süre Aşımı (Ittıla) Kararları

İmkânsız şartlar içeren Genelge’ye karşı mağdur olan devre mülk sahipleri ve dernekler, yürütmenin durdurulması ve iptal istemiyle Danıştay nezdinde seri iptal davaları açtılar. Ancak yargılamanın ilk safhasında çok ciddi bir usul engeliyle karşılaşıldı. Danıştay 4. Dairesi ilk etapta, Genelge’nin 22/02/2024’te yayımlandığını, davaların ise Temmuz 2024 gibi tarihlerde açıldığını belirterek “uygulama işlemi de yok” gerekçesiyle davaları 60 günlük dava açma süresi (süre aşımı) yönünden reddetti.


Danıştay 4. Dairesi, önüne gelen ilk iptal davalarında işin esasına hiç girmeden süre yönünden ret kararları verdi. Dairenin gerekçesi şu şekildeydi:


  • İptali istenen 2024/2 sayılı Genelge, 22/02/2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
  • İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Madde 7 uyarınca düzenleyici işlemlere karşı dava açma süresi, ilan tarihinden itibaren 60 gündür.
  • Davacılar hakkında tesis edilmiş bireysel bir uygulama işlemi (örneğin kesilmiş bir para cezası veya reddedilmiş bir ruhsat başvurusu) bulunmamaktadır.
  • Bu nedenle yürürlük tarihinden çok sonra (örneğin Temmuz 2024’te) açılan davalar, 60 günlük yasal dava açma süresi geçirildikten sonra açıldığı için süre aşımı nedeniyle reddedilmelidir.


Oysa hiçbir devre mülk sahibi durumun böyle olduğunu bilemiyordu.


Danıştay 4. Dairesinin bu katı tutumu, hak arama özgürlüğünü ve mahkemeye erişim hakkını ciddi şekilde kısıtlıyordu. Davacıların temyiz başvuruları üzerine dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna (İDDK) taşındı.



Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) İçtihadı

Hukukun dinamizmi burada devreye girdi ve dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna (İDDK) taşındı.


İDDK, 20 Mart 2025 tarihinde verdiği emsal kararlarla (özellikle E. 2025/99, K. 2025/673; E. 2025/52, K. 2025/672 ve E. 2025/105, K. 2025/671 sayılı kararlar) Danıştay 4. Dairesinin kararlarını bozarak Türk idari yargılama hukukunda yer edinen bir içtihat yarattı.


Kurul, Genelge’nin doğrudan tebliğ edilmediği ve bir uygulama işleminin doğrudan muhataba ulaşmadığı durumlarda, devre mülk sahibinin bu düzenlemeyi “öğrendiği” (ıttıla) tarihin dava açma süresinin başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğine hükmetti. İdarenin aksini ispatlayamadığı bu durumlarda davaların süresinde açıldığı kabul edilerek Danıştay 4. Dairesinin ret kararları bozuldu. Bu usulî zafer, esasa ilişkin incelemenin önünü açtı.


İDDK kararının temel gerekçeleri şunlardı:


  • Bireysel Tebliğ Olmaması: İptali istenen düzenleyici işlem (Genelge) davacılara doğrudan tebliğ edilmemiş, Resmî Gazete gibi genel ilan yollarıyla yayımlanmamış, sadece valiliklere gönderilen bir iç yazışma olarak yürürlüğe konmuştur.
  • Ittıla (Öğrenme) Tarihinin Esas Alınması: İdari uyuşmazlıklarda davanın süresinde açılıp açılmadığı belirlenirken, davacının bu haksız düzenlemeden fiilen haberdar olduğu (ıttıla ettiği) tarihin başlangıç olarak alınması gerekir.
  • Mülkiyet Hakkına Doğrudan Etki: Genelge, mülkiyet hakkını sürekli olarak kısıtlayan bir niteliğe sahip olduğundan, mülkiyet hakkı sahiplerinin bu kısıtlamayı öğrendikleri tarihten itibaren 60 gün içinde açtıkları davaların süresinde kabul edilmesi, hak arama hürriyetinin bir gereğidir.
  • İlgili Kavramının Genişliği: Düzenleyici işlemin uygulanması üzerine dava açabilecek “ilgililer” kavramı, sadece hakkında doğrudan ceza kesilen kişiyi değil, o düzenleme nedeniyle hakkını kullanamayan tüm hak sahiplerini ve sitenin/rezidansın/devre mülkün diğer hak sahiplerini ve sakinlerini kapsar.

Bu tarihî bozma kararları sayesinde usul engeli aşıldı ve dosyalar esastan incelenmek üzere yeniden Danıştay 4. Dairesinin önüne geldi.


Esastan Karar: Danıştay 4. Dairesinin Emsal İptal Kararı (4 Şubat 2026)


İDDK’nin bozma kararlarına uymak zorunda kalan Danıştay 4. Dairesi, 4 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirdiği duruşmalı yargılama neticesinde Esas No: 2025/3041, Karar No: 2026/336 sayılı emsal kararı ile devre mülk kiralama sektörünün kaderini belirleyen nihai hükmünü kurdu.


Mahkeme, öncelikle devre mülklerin 7464 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığını değerlendirdi. Uyuşmazlığı iki temel başlık altında inceleyerek bir karar verdi:


A. Devre Mülklerin 7464 Sayılı Kanun Kapsamında Olduğu ve İzin Belgesi Şartı (Davanın Reddedilen Kısmı)


Danıştay 4. Dairesi, davacının “devre mülk hakkının ayni bir hak olduğu, konut olmadığı, bu yüzden turizm amaçlı kiralama yasağı kapsamına alınamayacağı” yönündeki iddiasını yerinde görmedi.


Mahkeme şu hukuki değerlendirmeyi yaptı:

  • Devre mülk hakkı, Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca ancak mesken (konut) nitelikli yapılar üzerinde kurulabilir.
  • Devre mülk kiralama faaliyeti, özü itibarıyla o bağımsız bölümün belirli dönemlerde kişisel kullanım (barınma) hakkının başkalarına bırakılmasıdır.
  • Bu hakkın 100 günden kısa sürelerle, özellikle tatil ve turizm amacıyla üçüncü kişilere kiralanması durumunda ortada açıkça bir turizm amaçlı kiralama faaliyeti mevcuttur.
  • Bu doğrultuda, devre mülklerin de turizm amaçlı kiralanabilmesi için 7464 sayılı Kanun gereğince izin belgesi alınması zorunludur. İzin belgesi zorunluluğunun getirilmesinde hukuka ve kamu yararına aykırılık yoktur.



B. “Bloktaki Tüm Maliklerden Muvafakat Alma” Şartının İptali (Davanın Kabul Edilen Kısmı)


Kararın devre mülk sahiplerine can suyu olan ve kiralama pazarının önünü açan kısmı ise Genelge’deki muvafakat şartının iptaline ilişkin oy birliği ile verilen kısımdır. Böylece muvafakatname şartı ortadan kalkmıştır.


Danıştay 4. Dairesi, iptal gerekçesinde şu tarihî tespitlere yer vermiştir:


  • Ölçülülük İlkesine Aykırılık: Devre mülkünü turizm amaçlı kiraya vermek isteyen bir hak sahibinin, onlarca bağımsız bölümün bulunduğu devasa tesislerde aynı bloktaki tüm maliklerden ve diğer dönemlerin tapu sahiplerinden muvafakat toplamasını istemek, hak sahibine aşırı bir yük yüklemektedir.
  • Hakkın Kullanımını İmkânsız Kılma: Bu denli ağır ve gerçekleştirilmesi fiilen imkânsız olan bir muvafakat şartı, anayasal bir hak olan mülkiyet hakkının kullanımını kısıtlamakta ve hakkı tamamen anlamsız hâle getirmektedir.
  • Makul Dengenin Bozulması: İdarenin bu düzenleme ile ulaşmak istediği kamu yararı amacı (güvenlik, vergilendirme, asayiş) ile bireyin mülkiyet hakkı arasındaki makul denge bozulmuştur. Bu durum, anayasal ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır.
  • Hukuki Dayanak Yoksunluğu: Gerek 7464 sayılı Kanun’da gerekse bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin yayımlanan ilk yönetmelikte, devre mülk kiralayanların diğer dönem sahiplerinden muvafakat alması gerektiğine dair hiçbir yasal kural bulunmamaktadır. İdare, Genelge ile Kanun’da ve Yönetmelik’te olmayan yeni bir sınırlama getiremez.


Bu gerekçelerle Danıştay 4. Dairesi, Genelge’nin;

“Tapulu dönemini kiraya vermek isteyen kişi, diğer dönemlerin tapu sahiplerinden ve aynı blokta birden fazla daire varsa onların tamamından muvafakat alarak başvuru yapmalıdır.”

cümlesini HUKUKA AYKIRI BULMUŞ VE OY BİRLİĞİ İLE İPTAL ETMİŞTİR.


Danıştay: “Devre Mülk Hakkının Devresinin Kiraya Verilebilmesi İçin İzin Belgesi Zorunluluğu Şart” Dedi


Kararda, devre mülkün mesken nitelikli bağımsız bölüm üzerinde kurulan kişisel kullanım hakkının paylaşımı olduğu, 7464 sayılı Kanun’da “konut” tanımının tapuda mesken kayıtlı her türlü bağımsız bölümü kapsadığı vurgulandı. Bu nedenle, bir devre mülk sahibinin devresini turizm amaçlı kiraya vermesinin 7464 sayılı Kanun kapsamına girdiği sonucuna varıldı. Yani devre mülkler için izin belgesi alınması zorunluluğu hukuka uygun bulundu.



Danıştay: “Tüm Malikler Tarafından Muvafakat Şartı Kabul Edilemez”

Ancak kararın asıl can alıcı ve devre mülk sahiplerine nefes aldıran kısmı, Genelge’nin getirdiği muvafakat şartına ilişkindi. Danıştay 4. Dairesi şu önemli tespiti yaptı:


“Devre mülkünü turizm amaçlı kiraya vermek isteyen hak sahiplerinin izin belgesi alabilmesi için onlarca bağımsız bölümün/konutun bulunduğu yapılarda aynı blokta bulunan devre mülk hakkı sahiplerinden ve diğer dönemlerin tapu sahiplerinden muvafakat alması gerektiği kuralının, hak sahibine aşırı bir yük getirilmesi nedeniyle bu hakkın kullanımını kısıtladığı; hakka yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen kamu yararı amacı arasında makul bir denge bulunmadığından kuralın ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.”


Mahkeme, Genelge’deki “Tapulu dönemini kiraya vermek isteyen kişi, diğer dönemlerin tapu sahiplerinden ve aynı blokta birden fazla daire varsa onların tamamından muvafakat alarak başvuru yapmalıdır.” cümlesini, mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahale olduğu ve kanuni dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle açıkça İPTAL ETTİ.



Temmuz 2024 Yönetmelik Değişikliği: Çözüm Devre Mülk Yönetimleri ve Yönetim Şirketlerinde

Yargılama süreçleri devam ederken Kültür ve Turizm Bakanlığı da sahadaki kilitlenmenin ve Genelge’nin uygulanabilir olmadığının farkına varmıştı. Bu doğrultuda, Danıştay’ın nihai iptal kararından önce, 26 Temmuz 2024 tarihli ve 32613 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliğiyle devre mülkler için yepyeni bir başvuru modeli hayata geçirilmişti.


Yeni eklenen maddelerle (Madde 5),

“Devre mülk hakkı kurulan dairelerin turizm amaçlı kiralama izin belgesi işlemlerinde; tapuda devre mülk hakkı kurulan her yapı için ortak maliklerin kat malikleri kuruluna temsilci olarak seçtikleri kişiler vasıtasıyla alınan kararın noter onaylı örneğinin yeterli olacağı düzenlendi. Ayrıca, devre mülk hakkı kurulan konutlarda izin belgesinin, kat malikleri kurulunca yetkilendirilen devre mülk yönetimi veya yönetim şirketi adına düzenleneceği”

hüküm altına alındı.



Devre Mülklerin Kiralanmasına İlişkin Yeni Yönetmelik Hükümleri (Madde 5 Eklemeleri)

Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen fıkralar ve bentler ile süreç tamamen kurumsal bir yapıya büründürülmüştür.


Yönetmelikteki değişiklik, Danıştay kararında da belirtildiği üzere, bireysel devre mülk sahibinin imkânsız olan muvafakat toplama yükümlülüğünü kaldırmış, süreci devre mülk tesis yönetimlerinin kurumsal çatısı altına almıştır.


Yani artık Ahmet Bey veya Ayşe Hanım, kendi devresini kiralarken bloktaki yüzlerce veya binlerce kişiden (hak sahibinden) imza toplamak zorunda değildir.


Tesisin yönetim planı, devre mülk sözleşmesi ve Kat Malikleri Kurulu kararıyla yetkilendirilen devre mülk yönetimi ya da tesis yönetim şirketi, o tesis (veya blok) için toplu bir izin belgesi alabilecek ve kiralama işlemleri bu belge şemsiyesi altında yasal olarak yürütülebilecektir.


  • Kısa Dönem Kiralama İçin Kat Malikleri Kurulu Kararının Gerekliliği (Yönetmelik m. 5/3)


“23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca, tapu kütüğünün beyanlar hanesine eklenen devre mülk sözleşmesi doğrultusunda devre mülk hakkı kurulan dairelerin turizm amaçlı kısa süreli izin belgesi işlemlerinde; 634 sayılı Kanunun 61 inci maddesine göre tapuda devre mülk hakkı kurulan her yapı veya bağımsız bölüm için ortak maliklerin, kendi aralarından veya kat malikleri kuruluna temsilci olarak seçtikleri kişiler vasıtasıyla alınan kat malikleri kurulu/ortak malikler kararının noter onaylı örneği.”


Eğer devre mülke ait tapu sicilinde kayıtlı yönetim planında aksi bir karar yoksa bağımsız bölümlerin kiralanması için Kat Malikleri Kurulunun oy çokluğu ile alacağı karar yeterli olacaktır. Her ne kadar akla, mantığa ve hukuka aykırı olsa da eğer yönetim planında devre haklarının kiralanmasına ilişkin yasaklayıcı bir madde varsa bu durumda yönetim planının beşte dört çoğunlukla değiştirilmesi gerekecektir.


Yönetmelikteki söz konusu madde değişikliği her ne kadar olumlu olsa da devre mülk genel kurullarında, önce bağımsız bölümün temsili için 24 hak sahibinin 13’ünün vekâleti ile temsilci belirlenmesi, birbirini hiç tanımayan ve hayat boyu bir araya gelmemiş kişiler açısından mümkün olamamakta, dolayısıyla temsil genellikle 24 devrenin çoğunu satamamış veya devretme arzusu hiç bulunmayan devre mülk arsa sahibi ya da müteahhidinde bulunmaktadır.


  • Oy Birliği ve %25 Şartından Muafiyet (Yönetmelik m. 5/4)

“Yüksek nitelikli konutlar ile devre mülk hakkı kurulan konutlar ve müstakil konutlar için yapılan başvurularda ikinci fıkranın (d) bendindeki oy birliğiyle alınacak kararın sunulması ve Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki yüzde yirmi beş şartı aranmaz.”


Bu hükümle devre mülkler de tıpkı rezidanslar (yüksek nitelikli konutlar) gibi “tüm apartmanın/sitenin oy birliği kararını alma” ve “üçten fazla bağımsız bölümden oluşan binalarda en fazla yüzde yirmi beşi için aynı kiraya veren adına izin belgesi düzenlenebilir” zorunluluğundan muaf tutulmuştur.


  • İzin Belgesinin Yönetim Şirketi Adına Düzenlenmesi (Yönetmelik m. 5/5)


Yönetmeliğe göre devre mülk yönetim şirketi yetkilendirme işlemi şu şekilde yapılır:


“634 sayılı Kanun uyarınca, tapu kütüğünün beyanlar hanesine eklenen devre mülk veya yönetim sözleşmesi doğrultusunda devre mülk hakkı kurulan konutların turizm amaçlı kısa süreli kiralanması durumunda; izin belgesi, kat malikleri kurulunca (müstakil yapılarda ortak malikler tarafından) yetkilendirilen yönetim şirketi adına düzenlenir.”


  • Yüksek Nitelikli Konut Standartları ve Belge Şartları (Yönetmelik m. 5/5)


“Devre mülk hakkı kurulan taşınmazların belgelendirilmesinde yüksek nitelikli konut nitelikleri aranır. Bu fıkra kapsamında yapılan başvurularda ayrıca aşağıdaki bilgi ve belgeler sunulur:


a) Devre mülk veya yönetim sözleşmesi.

b) İmar durum belgesi örneği, parselin turizm kullanımına ayrıldığının tespiti hâlinde varsa müktesep hakkın tespiti için Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 54 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında ilgili belediyeden alınacak yazı.

c) Kat malikleri kurulunca/ortak maliklerce alınan, konutun turizm amaçlı kısa süreli kiralamaya izin verildiğine ve bu konuda yönetim şirketinin yetkilendirildiğine ilişkin kararın noter onaylı örneği.”




Uyarı: Bu yazı, Apsiyon Blog için hazırlanmıştır. İlgili yazının izinsiz kullanılması, aleni ortamlara asılması, sosyal medya ya da çevrim içi web tabanlı iletişim araçları ve diğer sözlü yazılı yayınlarla kullanılması, izinsiz her türlü formata çoğaltılması hukuka aykırıdır. İzinsiz kullanım halinde her türlü hukuki ve cezai yola başvurulur. Hukuki bilgilendirme kapsamında verilen bilgiler ilgili mevzuat çerçevesinde belirtilmiş olup, okuyucuya herhangi bir sonuç vaat etmez. 
Apsiyon

Apsiyon

Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip etmeyi unutmayın!

İlginizi Çekebilir