Hobi Bahçelerinde Yeni Dönem: Cezalar ve Yıkımlar Kapıda mı? (Hobi Bahçesi Kanunu 2026)
Türkiye’de kat mülkiyeti ve tesis yönetimi alanında karşımıza çıkan sorunları incelemeye devam ediyoruz. Bugünlerde “hobi bahçeleri” gündemde.
Biz de gelen sorular o kadar fazla ki konuya değinelim dedik. Öyle bir konu ki tam bıçak sırtı.
Türkiye’de 24 milyon hektar ekilebilir tarım arazisi var.
Tarım üretimimiz artıyor ancak nüfusumuza yetmiyor.
Yaşı 40+ olanlar iyi bilir. Türkiye kendi kendine yeten 7 ülkeden biri idi. Şimdi bakliyatımız dahi başka coğrafyalardan geliyor.
Hobi bahçesi sayısı tam bilinmiyor. Türkiye genelinde 11 bin hobi bahçesi olduğu, sadece Ankara’da aşağı yukarı 1500-1700 arasında hobi bahçesi tespit edildiği, 24 milyon ekilebilir tarım arazisinin yaklaşık 2-3 bin hektar yani toplamın binde 1'i olduğu ifade ediliyor.
Bazı belediyeler hobi bahçelerine su, doğalgaz; kurumlar ise elektrik ve internet altyapısı bağlamışlar.
Hobi bahçelerinde bizdeki gibi Kat Mülkiyeti Mevzuatına tabi olmasa da yönetim var, güvenlik - bekçi hizmeti var, aidat toplanıyor.
Örneğin 30 dönüm tarla vasıflı arazi 250 metrekarelik parçalara bölünüyor, ortalama 120 vatandaşa satılıyor. Hobi bahçesi adı altında kooperatiflere ve girişimcilere rant sağlıyor.
Bir yandan mevcut yönetmelik, bir yandan da Türkiye Büyük Millet Meclisinde komisyonda görüşülen yeni kanun teklifi ile hobi bahçelerine metrekare başına 2500 lira ceza ve abonelik iptali geliyor. Tarım arazilerinin korunması amacıyla kooperatiflerin arazi edinimine getirilen kısıtlamalar ve kaçak yapılarla ilgili tüm detayları bu yazımızda bulabilirsiniz.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 4 Nisan 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik ile TBMM’de bekleyen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, milletvekillerinin, basının, hobi bahçecilerinin, yatırımcıların ve kooperatiflerin gündeminde.
Bu yazımızda konuyu resmî metinlere ve kamuoyu tartışmalarına dayanarak detaylı analiz etmek istedik.
Amacımız net ve tarafsız bir tablo çizmek; tarım arazilerinin korunması ile bireysel yatırımlar arasındaki gerilimi, bir yandan da köylü ve çiftçinin aynı durum içerisindeki mağduriyetlerini gözeterek hukuki çerçeveyi ve olası sonuçları ortaya koymak.
Önce bu yazıyı Ağustos 2020’de yani bundan 6 yıl kadar önce, pandeminin başladığı yıl yazsaydık neler söyleyecektik ona bakmak istedik.
Neden mi 6 yıl önceye dönüyoruz?
6 yıl önce ile bugünkü yasal durum arasında herhangi bir fark olmadığını görebilmek için.
Küçük yatırımcısından belediyelere, arsa spekülatörlerinden hobi kent proje sahiplerine, kooperatif adı altında tarlaları bölüp pazarlayan organizasyonlara kadar mevcut durumu başka türlü analiz etmek mümkün olmadığı için olaylara biraz daha geçmişten bakmak gerekiyor.
6 yıl önce bu yazının başlığı muhtemelen Hobi Bahçeleri Yıkılacak mı? (Ağustos 2020 Yasal Durumu ve Cezalar) olurdu.
O halde bundan 6 yıl önceye gidelim ve yazımızı yazmaya başlayalım.
Ağustos 2020 itibarıyla, içinden geçtiğimiz koronavirüs salgını sürecinde bambaşka bir gayrimenkul ve yapılaşma krizinin başında idik.
Pandemi ile birlikte tarıma olan ilgi, müstakil bahçeli evlere talep artınca, “hobi bahçeciliği” deyim yerindeyse patlıyor idi. Yazlık ev alamayanlar için ise daha uygun fiyatlı hobi bahçesi bir alternatif olarak ön plana çıkmıştı.
Ancak kent tarımı olarak başlayan bu masumane heves, 6 yıl önce ne yazık ki en verimli tarım arazilerine inşa edilen ve “hobikondu” olarak adlandırabileceğimiz çarpık bir kırsal yapılaşmaya dönüşmek üzere idi.
6 yıl önce de hobi bahçelerinin hukuki durumu sorunlu idi. Yapılaşmaya karşı alınan önlemler, kesilen cezalar yetersiz kaldı. Ve o tarihte de aynı bugün gibi mecliste sorunun çözümü için yasa tasarısı bulunmakta idi. Oysa böyle bir yasaya aslında gerek var mıydı?
2020 yılı itibarıyla hobi bahçeleri ile ilgili doğrudan, spesifik bir yasal düzenleme yoktu.
Çoğu kooperatif ve arsa şirketleri tarafından adeta bir konut projesi gibi pazarlanan bu yerlerde yasal boşluk dahi yok iken mevcut kanunların ihlali söz konusu idi.
“Hobi bahçeleri” adı altındaki yerlerin hukuki durumunu tespit etmek için baktığımız mevzuatlar:
• 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu
• 3194 sayılı İmar Kanunu
• Plansız Alanlar Tip İmar Yönetmeliği
Köy yerleşik sınırları içerisinde yer almayan tarla üzerine yapılacak baraka, kulübe, konteyner, prefabrik ev, depo, ahır, kümes, çardak, sabit karavan gibi her türlü yapı için ruhsat şart idi.
Mevcut yasalardaki 2005 tarihli 5403 sayılı Kanun, ilçe bazında arazilerin bölünebilecek alt sınırlarını belirlemiş olmasına rağmen, hobi bahçeleri adı altında tarlalar yasa dışı yollarla 100 ila 500 metrekarelik parçalara bölünerek satılmakta idi.
Tarlada ruhsata tabi olmayacak tek şey, trafik sicilinde kaydı (plakası) bulunan çekme karavan, dorse ve römork gibi “taşınır” araçlar idi.
Kamuoyunda “İmar Barışı” olarak adlandırılan uygulama, aslında bir imar affı olup, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Kanunu ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen Geçici 16. Madde ile 2018 yılında yapılan değişiklikle yürürlüğe girmişti. Yürürlüğe girdiği kanunun adından da anlaşılacağı üzere hükümetin gelir sağlama modellerinden birisi idi.
İmar barışı ile 31 Aralık 2017’den önce yapılmış ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar için belirli koşullar çerçevesinde, mülk sahiplerinin “Yapı Kayıt Belgesi” alabilmesi sağlanmış, başvurular bugünkü adıyla T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sistemi üzerinden yapılmıştı. İmar barışında belediyelerin bir yetkisi veya kapalı alan kazanımını vergilendirmek dışında bir ilgisi yoktu.
İmar Barışı’nın amaçları arasında; kayıt dışı yapı stokunu resmî sisteme almak, devletin imar kaynaklı ihtilaflarını azaltmak, yapılardan yapı kayıt bedeli alarak gelir sağlamak, tapu işlemlerinin yapılabilmesini kolaylaştırmak vardı.
Faydalanan vatandaşın algısının aksine imar barışı; yapıyı tamamen yasal hâle getiren bir af değil, yapıya kullanım ve kayıt hakkı veren, kentsel dönüşüm veya yeniden imar durumuna kadar geçerli olan ve kalıcı hak sağlamayan bir uygulama idi.
İmar affı öncesinde bazı şehirlerde, bazı belediyeler hobi bahçelerinin kurulmasına öncülük etti ve imara aykırı yapılan bu alanların bir bölümü imar barışı çerçevesinde yasal hâle getirildi. Oysa imar barışında denetimsiz olarak yapı kayıt belgeleri düzenlenen hobi bahçelerinin, çiftlik evi, dam ya da bağ evi adı altında yapılan yapıların bulunduğu tarlaların birçoğu 1. sınıf tarım arazisi idi ve buralarda yapılaşma belli düzenlemelere tabi idi.
Tabii o tarihte imar barışından faydalanan sadece hobi bahçeleri değildi.
Tarım yapan köylü de evine uzakta olan ve “tarımsal amaçlı yapı” yasal şartlarını sağlayamayan tarlasını ekip biçmek, tarımsal faaliyetleri yönetmek ve barınmak amacıyla bağ evi ve dam kondurmuştu. İşte bu bağ evi ve damlar da imar barışından faydalanmış, hatalı algı ile çiftçi rahat bir nefes almıştı.
Ancak 2022 yılı sonrası maalesef hobi bahçelerinin yarattığı rahatsızlıklar bazı şehirlerde köylünün bağ evi ve damının yıkım kararları ile karşı karşıya gelmesine ve yıkımına yol açmıştı. Çünkü mevzuata göre “bağ evi ve dam = hobi bahçesi” idi.
Köylü için “hobi bahçeleri” adeta bir “fobi bahçesi” olmuştu. Olan yine çiftçiye, köylüye olmuştu. Mantar gibi biten hobi bahçeleri yerlerinde dururken köylünün bağ evi ve damı yıkılıyordu.
Mevzuata göre köy yerleşik sınırları içerisinde yer almayan tarlalar imara açık değildi.
Tarla vasfındaki arazilere yapılan belirli katı şartlar altında “tarımsal amaçlı ufak yapılar” yasal izinlere tabi idi. Yapının bağ evi, dam, prefabrik, konteyner veya betonarme yapı olması fark etmeksizin aşağıdaki katı kurallara bağlı idi.
Özetle tarlaya ev yapma şartları:
• Arazi büyüklüğü: Tarım arazisinin en az 5.000 m² (5 dönüm) olması gerekli idi. 5.000 m² altı tarlalara tarımsal amaçlı yapı yapılması yasaktı.
• İnşaat oranı: Arazi 5 dönüm ve üzerinde ise toplam alanının en fazla %5’ine yapı yapılabilirdi. Beş bin metrekare dâhil ve üstü tarlalara maksimum 250 m² olmak üzere taban alanı katsayısı yüzde 5 olarak imar izni verilmekteydi.
• Yola cephe zorunluluğu: Arazinin resmî (kadastral) bir yola en az 25 metre cephesi olmalı idi.
• Maksimum büyüklük: Tarlanın büyüklüğü ne olursa olsun ev 250 m²’yi geçemez idi. Yapının taban alanı maksimum 250 metrekare iken yüksekliği ise 6,50 metre ile sınırlı olmak zorunda idi.
• Yükseklik maksimum 2 kat: Yapı iki kattan fazla olamazdı.
• İzin süreci: İl / İlçe Tarım Müdürlüğü’nden “tarım dışı kullanım izni” ve belediyeden / il özel idaresinden yapı ruhsatı alınmalı idi.
• Tarımsal amaç: Yapı genellikle bağ evi veya tarımsal faaliyet amaçlı olmalı ve arazinin bütünlüğünü bozmamalı idi.
• Cezalar: İzinsiz yapılar “kaçak yapı” sayılarak yıkım ve para cezası uygulanırdı.
Bu bölüm çok kısa olacak!
Hayır. Aynen 2020 yılındaki durum geçerlidir.
2020 yılında TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Yunus Kılıç’ın da net mesajlar verdiği ve mecliste görüşülecek olan torba yasa teklifi ile tarım arazilerindeki hobi bahçelerinin yıkılması gündemde idi.
Kanun teklifindeki maddeler de şunlar idi:
• Arsa özelliği kazanmamış tarım arazilerindeki hobi bahçeleri yıkılacak.
• Bu amaçla bozulan tarım arazisinin metrekaresi için 165 lira idari ceza kesilecek.
• Tarım arazilerine kurulan yapıların kaldırılması için 3 ay süre verilecek; kaldırılmazsa valilik veya il özel idaresi tarafından kaldırılarak masrafı arazinin sorumlularından alınacak.
• Hobi bahçesi ovadaki tarım arazisinde olması durumunda ceza iki kat artırılacak.
• Tarımsal amaçlı ve izinsiz kurulan yapılar için çiftçilere 5 yıl süre ile cezanın yarısı uygulanacak.
• 2005 yılından önce 1/5000 ve 1/1000’lik imar planı görmüş ve arsa vasfı kazanmış arazilerdeki alanlar bu düzenlemeden etkilenmeyecek.
Yanlış anlaşılmasın! 2020 yılında gündemde olan bu kanun teklifi hiç yasalaşmadı ve yürürlüğe giremedi.
Hobi bahçesi sahipleri “o zaman da yasa çıkmasın” demekte idiler.
Ama şimdi durum daha kötü! Daha çok hobi bahçesi sahibi halk var. Yeni kanun tasarısındaki cezalar da daha ağır.
Zaman zaman Tarım ve Orman Bakanlığı duruma müdahale etti ve ciddi cezalar kesmeye başladı.
Tarım ve Orman Eski Bakanı Bekir Pakdemirli, hobi bahçesi alanlarını ve alacak olanları açıkça uyarmıştı.
Dönemin İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen hobi bahçelerini bir “tuzak” olarak nitelendirmişti. Özen’in açıklamalarına göre, İzmir’de 2019 yılında 94 hobi bahçesi parseli için tam 8 milyon 932 bin 733 lira idari para cezası kesilmiş, 2020 yılında tespit edilen 14 parsel için 549 bin 633 lira ceza uygulanmıştı.
Ancak, yıkım ve eski hâline getirme yazıları yazılmasına rağmen belediyeler yıkım kararlarını uygulamamıştı.
O tarihte söz konusu kaçak hobi bahçeleri ve duruma müdahale etmeyen belediye yetkilileri hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacağı yetkililerce ifade edilmesine rağmen başvurular yapıldı mı, neticesi ne oldu bilemiyoruz.
Ama tabloya bakınca çok bir şey yapılmadığı da ortada.
4 Nisan 2026 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı, 2017 tarihli eski yönetmeliği tamamen yürürlükten kaldırarak yeni bir Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik yayımladı.
Yönetmelik hiç beklemeden hemen yürürlüğe girdi ve tarım arazilerinde izinsiz yapılaşmaya (hobi bahçeleri, bungalov, konteyner ev, bağ evi, hatta köylünün damı ve benzeri) karşı net denetim ve yıkım mekanizmaları getirdi.
Temel hükümleri de özellikle hobi bahçeleri bağlamında:
• Tarımsal amaçlı yapılar (bağ evi dâhil) detaylı tanımlandı.
• Bunlar; toprak koruma projesine uygun, üretimi destekleyici yapılar (sera, depo, sundurma, bağ evi vb.) tarımsal amaçlı kabul ediliyor ancak izin için il müdürlüğüne verilecek proje + taahhütname gerekiyor.
• Medyada sıkça belirtilen şartlar (örneğin mutlak tarım arazisinde minimum 50 dönüm, dikili arazide minimum 10 dönüm, taban alanı 30 m² ve 2 kat sınırı) yönetmelik ekindeki kriterlere dayanıyor.
“Hobi bahçesi” terimi yönetmelikte doğrudan geçmiyor ama tarım dışı kullanım veya izinsiz yapı olarak değerlendiriliyor.
Yönetmeliğe göre:
• İnşaat durdurulur, kullanım yasaklanır.
• Tebliğden itibaren 1 ay içinde izin alınmazsa 2 ay içinde yıkım ve araziyi tarımsal hâle getirme zorunluluğu gelir.
• Sahibi yıkmazsa belediye / il özel idaresi 1 ay içinde yıkar, masraflar Bakanlıkça karşılanır, sonra %100 fazlasıyla tahsil edilir.
• Belediye / il özel idaresi de yapmazsa Bakanlık yıkar ve masrafları kesinti yoluyla alır.
Yönetmelikte “eskiden yapılanlar muaftır” veya belirli bir tarih öncesi istisnası yok. İzinli olmayan tüm yapılar kapsama giriyor. Sadece büyük ova koruma alanlarında, imar planlı köy yerleşik alanlarında veya daha önce verilmiş izinlerde 15. maddeye göre sınırlı muafiyetler var.
5403 sayılı Kanun Md. 21’e göre idari para cezası, 3 katına kadar artırımı ve suç duyurusu mümkün.
Özellikle büyükşehir çevresindeki (Istanbul, Ankara, Izmir gibi) izinsiz hobi bahçeleri ve bungalovlar için yıkım süreci birkaç ay içinde başlayabilir. Ancak belediyeler yine de vatandaş ile karşı karşıya gelmemek için direnir. Ki bunu bugünlerde hemen hemen her gün meclis tutanaklarında görüyoruz.
Buna rağmen yeni yönetmeliğe göre de Bakanlık, belediyelerin “oy kaygısıyla” göz yumduğu yapıları doğrudan devreye girerek denetleyebilir.
Belediyelere kötü haber! Belediyeler direnir ama TBMM’de bekleyen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi durumu değiştirebilir.
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, ansızın 12 Mart 2026’da TBMM’ye sunuldu, hızlıca 27 Mart 2026’da Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi. 262 sıra sayısı ile Genel Kurul gündemine girmek üzere. Teklif komisyondan aynen geçtiği için Genel Kurul’da yasalaşması yüksek ihtimal. Yasalaşırsa da yönetmeliğin cezasını daha da sertleştirecek.
Hobi bahçeleriyle ilgili kritik maddeler şunlar. 5403 sayılı Kanun değişiklikleri de söz konusu olacak.
• Arazi bölünmesi engeli: Tarım arazilerinin küçük parsellere bölünerek hobi bahçesi yapılmasının önüne geçiliyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündeminde yer alan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, hobi bahçeleri ve tarım arazilerinin kullanımı konusunda çok kritik düzenlemeler içeriyor. Bu teklif, özellikle verimli tarım arazilerinin kooperatifler aracılığıyla parçalanarak “hobi bahçesi” adı altında yapılaşmaya ve tarım dışı kullanıma açılmasını engellemeyi hedefliyor. Teklife göre verimli tarım arazilerinin korunması “stratejik ve millî mesele”.
Kanun teklifine göre, tarım dışı kooperatifler (konut ve yapı kooperatifleri, hobi kooperatifleri gibi) artık tarımsal niteliği korunacak alanlarda ve imar planı dışındaki tarım arazilerinde mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinemeyecek. Sadece tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin arazi edinimine izin verilecek, ancak bu da Bakanlık iznine tabi olacak. (Madde 22)
Kanun teklifinin en dikkat çekici maddelerinden biri, idari para cezalarındaki devasa artış. Tarımsal araziyi izinsiz kullananlara, toprağı bozanlara metrekare başına yüksek cezalar var.
Mevcut kanunda sembolik kalan cezalar, caydırıcılığı artırmak amacıyla metrekare başına iki bin beş yüz lira seviyesine yani mevcut cezaların 250 katına çıkarılıyor. Tekrarında ceza ikiye katlanıyor, belge iptali ve 2 yıl yeni başvuru yasağı geliyor. (Madde 20-21)
Örneğin, 500 m²’lik bir alanda izinsiz yapılaşma tespit edildiğinde ödenecek ceza 1 milyon 250 bin TL’yi bulabilecek.
İzinsiz yapılara altyapı hizmeti götürülmesi artık mümkün olmayacak.
• Altyapı yasağı: İzinsiz yapılara elektrik, su, doğalgaz aboneliği yasak olacak.
• Abonelik yasağı: Kanuna aykırı yapılmış yapı ve tesislere hiçbir idare tarafından elektrik, su veya doğalgaz bağlanamayacak.
• Mevcut aboneliklerin iptali: İzinsiz yapılara daha önce verilmiş olan abonelikler iptal edilecek.
• Belediyelere ve kurumlara ağır ceza: Abonelik tesis eden veya iptal etmeyen kurumlara, her abone başına 100 bin lira idari para cezası verilecek. Aboneliğin 30 gün içinde iptal edilmemesi durumunda her ay için (her fatura dönemi için) aynı miktar ceza tekrarlanacak. (Madde 24)
Teklif her ne kadar tarım topraklarını korumayı hedeflese de çeşitli itirazları da beraberinde getiriyor. Özellikle iyi niyetli vatandaşların geçmişte denetimsiz süreçlerde yaptığı yatırımlar nedeniyle mağduriyet yaşayabileceği vurgulanıyor. Ayrıca, cezaların arazi değerini aşacak boyutlara ulaşmasının mülkiyet hakkı ve ölçülülük ilkesiyle çelişebileceği ifade ediliyor.
Medya ve sosyal medya tepkisi: “Hobi bahçeleri yıkılacak”, “1 ay mühlet”, “dönüm başına milyonlarca TL ceza” başlıkları hâkim. Birçok vatandaş panikle satış ilanları verdi. Instagram ve X’te “eskiden yapılanlar da yıkılacak mı?” sorusu en çok tartışılan konu. Bazı hesaplar “devlet yıkacak, masrafları 7,5 milyon TL/dönüm” gibi abartılı hesaplar paylaşıyor.
Hükümet tarafı: Bakanlık yetkilileri ve AKP milletvekilleri net konuştu: “Mevcut yapılarla ilgili geriye dönük uygulama yok, düzenleme ileriye dönük.” 11 binden fazla izinsiz kullanım tespit edildi, şimdiye kadar 4 milyar TL idari para cezası kesildi. Amaç gıda güvenliği ve toprak kaybını durdurmak. Belediye başkanlarına “oy kaygısını bırakın” çağrısı yapıldı.
Muhalefet görüşleri: Muhalefet; “mülkiyet hakkına müdahale”, “köylünün kendi toprağında ev yapma özgürlüğünü kısıtlama”, “belediyelere yeni bir baskı aracı”, “vatandaşla yerel yönetimi karşı karşıya getirme hamlesi” diyor. Kanunun ve yönetmeliğin bu kadar hızlı gündeme alınmasını manidar buluyor.
Uzman görüşleri: Kooperatifler üzerinden rant eleştirileri var. Öte yandan tarım uzmanları “toprak parçalanıyor, üretim düşüyor” görüşünü destekliyor.
Genel hava: Kısa vadede panik ve belirsizlik hâkim. Özellikle İstanbul-Ankara çevresindeki hobi bahçesi sahipleri endişeli. Ancak resmî açıklama “mevcut izinli veya tarımsal amaçlı yapılar korunur” yönünde.
Muhalefet, tarım arazilerinin korunması hedefine ilkesel olarak katıldığını belirtmekle birlikte, teklifin yöntemine ve getirdiği yaptırımlara şu temel noktalarda karşı çıkmaktadır:
Hükümetin bugüne kadar fiilî duruma seyirci kalarak 11 bin hobi bahçesinin kurulmasına zemin hazırladığı, ancak şimdi yıkım ve abonelik iptali gibi konularda belediyelerle vatandaşı karşı karşıya bıraktığı savunulmaktadır.
Özellikle su aboneliklerinin kesilmemesi durumunda belediyelere kesilecek ağır cezaların, muhalif belediyeler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılacağı iddia edilmektedir.
Yapılan düzenlemenin Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkı ve 48. maddesindeki sözleşme özgürlüğü ile doğrudan çatıştığı belirtilmektedir.
Metrekare başına 10 TL’den 2500 TL’ye çıkarılan cezaların (yaklaşık 250 kat artış), arazinin toplam rayiç değerini aşabildiği ve bu durumun hukukta “ölçülülük” ilkesini zedelediği vurgulanmaktadır.
Tarımsal amaçlı kooperatifler için getirilen “Bakanlık izni” şartının yeni bir bürokratik darboğaz yaratacağı ifade edilmektedir.
İzin kriterlerinin ve “tarımsal amaç” tanımının belirsiz bırakılmasının, Bakanlığa ucu açık bir takdir yetkisi verdiği ve bunun siyasi kayırmacılığa yol açabileceği eleştirilmektedir.
Teklifte, kanunun yürürlük tarihi öncesinde yasal izinlerle (valilik evrakları vb.) abonelik almış olan vatandaşların durumuna dair net bir geçiş süreci tanımlanmamıştır.
Geriye dönük uygulanabilirlik konusundaki bu belirsizliğin, iyi niyetli yatırım yapan vatandaşları mağdur edeceği ve “yıkım ile ağır iflas” sarmalına neden olacağı belirtilmektedir.
Türkiye’deki toplam ekilebilir arazinin binde birinden azını oluşturan hobi bahçelerinin tarımsal çöküşün asıl sorumlusu gibi gösterilmesine karşı çıkılmaktadır.
Muhalefet, asıl sorunun tarımsal girdi maliyetleri, köylerin boşalması ve yanlış tarım politikaları olduğunu; hobi bahçesi yasaklarının bu yapısal sorunları çözmeyeceğini savunmaktadır.
Hükümetin bir yandan hobi bahçeleriyle uğraşırken, diğer yandan değerli tarım alanlarını ve sit alanlarını “sürdürülebilir koruma” adı altında lüks villa projelerine veya sanayiye açması bir tutarsızlık olarak eleştirilmektedir.
Türkiye’de tarım alanlarının yok edilerek hobikondulara dönüştürülmesine karşın, bu uygulamanın doğduğu Almanya’daki örnek bize asıl vizyonun ne olması gerektiğini gösteriyor. Almanya’da “Schrebergarten” olarak bilinen bu bahçeler, “Federal Küçük Bahçe Yasası” ile sıkı denetim altındadır ve tarım arazilerine değil, şehrin içindeki yeşil alanlara kurulur.
Almanya’da bu alanlarda mülkiyet satılmaz, sadece hisse devri yapılır ve ticari üretim tamamen yasaktır. Zirai ilaç kullanımı ve arazinin sürekli ikametgâh olarak kullanılması yasaklanmıştır.
Bizce bu iki düzenleme yani yeni yayımlanan yönetmelik ile kanun teklifi birbirini tamamlıyor: Yönetmelik uygulama ve yıkım mekanizmasını netleştirirken, kanun teklifi yasal çerçeveyi ve cezaları güçlendiriyor. İkisi birlikte tarım arazilerini “üretim alanı” olmaktan çıkarıp “yatırım / rekreasyon alanı” hâline getiren hobi bahçesi modeline büyük darbe vuruyor.
• Tarım arazisi kaybı (özellikle büyükşehir çevresinde) durdurulabilir.
• Gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik açısından stratejik bir adım olabilir (iklim değişikliği, nüfus artışı bağlamında).
• Kooperatif rantının önü kesiliyor.
• Mevcut yapı sahipleri için hukuki belirsizlik (yönetmelikte af yok, kanun geriye dönük demiyor).
• Uygulama zorluğu: Belediyelerin direnci, yıkım maliyetleri, mahkeme süreçleri.
• Ekonomik etki: Binlerce vatandaşın yatırımı etkilenebilir, kırsal turizm / rekreasyon darbe alabilir.
• Adalet algısı: “Zengin kooperatifler” ile “bireysel vatandaş” ya da “milletin efendisi köylü” ile “karnımızı doyuran çiftçi” ayrımı net değil.
Özetle düzenlemeler, tarım arazilerini korumak için gerekli ve gecikmiş bir adım gibi görünüyor.
Ancak uygulama adil ve şeffaf olmazsa (örneğin mevcut yapılara geçiş süresi tanınmazsa, köylü ve çiftçi korunmaz ise) tepki de büyüyebilir.
Yasalaşma sonrası Bakanlık’ın tebliğ ve denetim takvimi belirleyici olacak.
Eğer hobi bahçeniz varsa, Tarım İl Müdürlüğüne başvurarak durumunuzu (izinli / izinsiz) hemen teyit etmenizi öneririz.
Türkiye’de rant peşinde koşan emlakçıların, organizasyonların, kooperatiflerin güdümündeki “hobi bahçeciliği” pazarının yerini; Bakanlığın, belediyelerin, sosyal hizmet uzmanlarının ve ziraat fakültelerinin denetimindeki gerçek bir “kent tarımı” vizyonu almalıdır. Almanya örneğini bu sebeple verdim.
Diğer taraftan köylü ve çiftçiyi bu tartışmalardan tamamen ayırmak gerekiyor. Bağ evi izin şartları hakkında bir yazı da bu yazıyı yazarken ortaya çıktı kendiliğinden. Onu da başka bir zaman paylaşmak doğru olacak.
Sonuç olarak, yasalara uygun olmadan inşa edilen yapılara yatırım yapmadan önce mevcut kanunları ve yolda olan ağır yaptırımları dikkate almanızı önemle tavsiye ederim.
Umarım zaten geliri az olması sebebi ile “villa” ya da “çiftlik” yerine “hobi bahçesi” satın alan vatandaş ile köylü ve çiftçi zarar görmez.
Buraya kadar yazmadım ama araştırınca bendeki kanı, yeni bir “imar barışının” ya da “imar affının” gündeme geleceği oldu. Yoksa bu karmaşadan sadece cezalandırarak, yıkarak çıkmak kolay değil.
Hükümetlerin ve kamunun da yasaları zamanında uygulaması gerekiyor. Aksi hâlde sorunlar deprem gibi afetlerde ya da örneğimizdeki tarım arazisi yapılaşma sorunlarında çözümsüz hâle geliyor. Vatandaşa hizmet etmek, bir yandan da diğer vatandaşların ve kamunun hakkını, hukukunu korumayı gerektiriyor.
Sağlıklı, güvenli ve hukuka uygun yaşam alanları dilerim.